Türkiye, Brezilya olur mu?

    24 Temmuz 2015
  • İleri
  • Geri
  • AddThis Social Bookmark Button
  • Büyüt
  • Küçült

Türkiye'nin geleceğine dair teori üretenler için artık aşina olduğumuz bir yöntem ülke kıyasları. Türkiye'de şeriatın gelmesinden korkan bir kesim, yıllarca Türkiye'nin İran'a dönüşmesi ile ilgili endişelerini dile getirdi.

Türkiye'nin geleceğine dair teori üretenler için artık aşina olduğumuz bir yöntem ülke kıyasları. Türkiye'de şeriatın gelmesinden korkan bir kesim, yıllarca Türkiye'nin İran'a dönüşmesi ile ilgili endişelerini dile getirdi.

Başka bir dönemde ise ekonomi rotasına hedef arayanlar Kore örneğinden bahsettiler. Geçtiğimiz gün, koalisyon arayışları üzerinden Malezya örneğini nazara veren bir yazıya rastladım. Madem bu yöntem sorunlara çözüm önerisi arayanların perspektifini genişletiyor, fikir vermesi açısından Türkiye'nin başka bir açmazı yolsuzluk soruşturmalarına Brezilya'dan örnekler sunalım.

Günümüzde demokrasinin en yetişkin halinin Batı dünyasında olduğunu varsayarsak Brezilya halen gençlik evresinde. Türkiye ile karşılaştırmayı cazip kılan unsur ise yolsuzlukla mücadelede gelinen nokta. Türkiye'de son birkaç yılda ortaya atılan rüşvet iddiaları ve kamu kaynaklarının yanlış kullanımına dair örnekler, uzun süredir Brezilya'nın tek esaslı gündemi. 90'lı yılların sonunda başlayıp günümüze uzanan üç büyük yolsuzluk soruşturmasının her biri dünya siyaset ve hukuk tarihine girecek nitelikte.

DÜNYA LITERATÜRÜNE GEÇEN ÜÇ OPERASYON

İlki, Dünya Bankası raporuna göre son yüzyılın en önemli yolsuzluk skandalları arasında yer alan Satiagraha Operasyonu. Neticesinde ünlü işadamları etrafında örgütlenen suç çetesi cezaya çarptırılarak sermayeyi tekeline alan şirketlere büyük gözdağı verildi. İkincisi, on yıl süren ve hukukun üstünlüğünü belleklere işleyen Mensalao Davası. Bu süreçte, siyasetin finansmanındaki kirli ilişkiler açığa çıkartıldı. Üstüne, iktidarın kendi eliyle en üst mahkemeye yerleştirdiği siyahi bir yargıç tarafından iktidar aleyhine hükümler verilerek ‘dokunulmazların' zırhı delindi. Sonuncusu ise geçtiğimiz yıl başlatılan ve henüz 14. dalgada olan! Lava Jato Operasyonu. Ülkenin en büyük kamu şirketi Petrobras'ın dağıttığı ihalelerden yola çıkıp 10 yıl önceki defterlerin açıldığı dosyanın içinde yok yok. Şimdiden tutuklu sayısı 500'ü geçti. Verilen ilk mesaj, ‘kim kamu malından arpa tanesi kadar bir şey aşırmışsa hesabını verecek'.

Sürecin nasıl işlediğine gelince; üç soruşturmanın içeriğinde de kara para aklama, nüfuz ticareti, rüşvet alma/verme, ihaleye fesat karıştırma, çete ve kartel oluşturma suçları bulunuyor. Suçlamaların odağında ise politikacılar, kamu bankası yöneticileri, ihale kapan işadamları ve suça ortak olan bürokratlar yer alıyor. İlk kıvılcım genellikle küçük bir istihbarat bilgisi, dinlemeye takılan bir pazarlık veya basında çıkan bir haberle tetiklendi. Sanıkların inkar, baskı ve pazarlık süreçleri kâr etmeyince itiraf ve iyi halden ceza süresini kısma evrelerine geçildi. Hüküm giydiği halde ülkeden kaçmayı başaran birkaç kişi de yoğun diplomatik girişimler neticesinde ülkeye iade edildi. Kuşkusuz üç operasyonda da medyanın bağımsız, emniyet güçlerinin kararlı, yargı mensuplarının dik duruşu neticeye götüren en büyük etken. Sürecin gelişimine bu açıdan bakarsak, medya-emniyet-yargı üçlüsü ilk operasyonda ‘çırak', ikincisinde ‘kalfa' sonuncusunda ‘usta' işi gördüler. Öyle ki, son operasyonda biri sivil toplum üyeleri, biri meclis komisyonu, biri de emniyetin yürüttüğü üç farklı soruşturma ekranlardan canlı yayında verilirken, sanıklar hüngür hüngür ağlayarak suçlarını itiraf ettiler.

BREZİLYA 15 YILDIR YOLSUZLUKLA MÜCADELE EDİYOR

Son operasyonun ‘büyük turp' oluşunu ilan eden hadise geçtiğimiz haftalarda yaşandı. Ülkenin en büyük inşaat firmalarından Odebrecht'in patronu rüşvet iddiasıyla içeri alınınca polisteki sorgusunda ‘üç hücre hazırlasınlar; biri benim diğer ikisi Lula ve Dilma için' diyerek hükümeti tehdit etti. Müteahhidin bu sözünü bir itiraf hazırlığı olarak değerlendiren ana akım medya, bir sonraki dalgada eski başkan Lula'nın içeri alınıp hükümetin düşme tehlikesi yaşayabileceğini manşete taşıdılar. Zira operasyonun önceki evrelerinde suçu sabit görülen birçok işadamı düğüm düğüm çözülerek hem kendi suçunu itiraf hem de diğer tarafın suçunu ispat yarışına girmişlerdi.

Operasyonun etkileri farklı boyutlarıyla hissedilirken ülkede topyekün bir temizliğin fitili ateşlenmiş oldu. Bu süreçte ‘ibret-i alem olsun' diye ‘Mercedes'ini' iade edenler çıkmadı ama, mahkemeler birçok lüks arabaya el koydu. Aşağı yukarı 15 yıllık bir dönemi kapsayan yolsuzluk soruşturmalarının geldiği noktada siyaset, iş dünyası ve sivil toplum örgütleri arasındaki ilişki net bir tanıma kavuşmak üzere. Siyasi reform kapsamında mevcut usul ve ilkeler sil baştan yazılırken meclisten ardı ardına şeffafiyet, eşitlik, hukukun üstünlüğü gibi konularda kılı kırk yaran düzenlemeler geçiyor. Ülkenin önde gelen işadamlarının aldığı cezalar şirketleri yasal zeminde faaliyet göstermeye zorlarken iş dünyasının önde gelen temsilcileri piyasadaki alışkanlıkların terki için çalışma başlattı.

‘GEREKSİZ KAMU HARCAMALARINA'  HAYIR!

Türkiye, uluslararası kamuoyunda uzun süredir otoriterleşme eğilimi, hukukun yürütmeye bağlanması, ifade özgürlüğünün baskı altına alınması gibi konularla gündeme geliyor. Atılan bu anti-demokratik adımlarla son birkaç yılda beyin travması ve kısmi felç geçirdiği izlenimi veren Türkiye'de son parlamento seçimleri ve iktidarın zayıflamasıyla şartlar değişiyor. Halk desteğini arkasına alan muhalefet partileri, 4 bakanla ilgili yolsuzluk iddialarının yeniden gündeme gelmesiyle birlikte iktidardan hesap sormaya hazırlanıyor. Şüphesiz Türkiye, coğrafyası ve iç dinamikleri ile kendine özgü bir ülke. Ancak yakın siyasi tarihin birkaç sahnesinde aynı karede bulunduğu Brezilya'dan alınması gereken bazı dersler var.

Bu anlamda göze çarpan ilk örnek 2013 yılının Haziran ayında iki ülkede eşzamanlı gelişen protestolardan. Türkiye'de Gezi Parkı gösterilerinin ana teması ‘otoriterleşmeye hayır' iken Brezilya'da sokaklar ‘gereksiz kamu harcamalarına hayır' diyordu. Bu gelişmenin ışığında iki ülkenin karakter farkı liderlerin söylemlerinde kendini ele verdi. Türkiye'de dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkeyi ‘evlerinde bekleyen yüzde 50'yi sokağa dökmekle' tehdit ederken, Brezilya lideri demokrasiye sadık kalıp uzlaşı ve yargı yolunu işaret etti. Neticede sükunet sağlanırken ülkede kutuplaşmanın önüne geçildi ve çözüm için yeni argümanlar geliştirildi.

Bir başka örnek ise her skandalın ardından kabiliyet alanı genişletilen denetim mekanizmaları. Kamu maliyesinde kımıldayan yaprağın hesabını sorma geleneğinin siyasilere öğrettiği en çarpıcı sonuçlardan biri yine bu ülkede. Dünyanın 6. büyük ekonomisine ve Türkiye'nin 11 katı büyüklüğünde araziye sahip olan Brezilya'da devlet başkanının makam arabası 2011 model Ford Fusion. Hem de petrol üretimi neredeyse kendine yeten bir ülke olmasına rağmen az yakması ve vatandaşa örnek olması için hibrid motor. Bu ülkede bir yöneticinin bırakın kendine ‘saray' yapmasını, makam odasının duvarına çivi çakması bile izne ve denetime tabi.

Bu operasyonlar neticesinde halkın yolsuzlukla mücadeleye karşı ne kadar bilinçlendiğini ortaya koyan bir başka örnek ise Museum de Corrupção (Yolsuzluk Müzesi) projesi. Bağımsız gazeteciler tarafından işletilen bu sanal müzede tüm yolsuzluk hikayelerinin detayları ortak bir platformda sunularak tarihe not düşülüyor. Sivil inisiyatifin ürünü olan bu ve benzeri projeler, yolsuzluk karşısında toplum bilincinin gelişmesinde önemli rol oynuyor. (http://www.muco.com.br/home.htm)

Hasılı, yolsuzluk operasyonları vesilesiyle ülkenin geçirdiği evrim, bu soruşturmaların bütününe vâkıf duayen gazeteci Dora Kramer tarafından şöyle özetleniyor: ‘Toplum bu tür gerçekleri yavaş yavaş idrak ediyor ve farkına vardığında tepkisini bir şekilde gösteriyor. Şu an soruşturmaların ucunun nereye uzanacağını kimse bilmiyor. Bilinen şu ki hiçbir olay gizli kalmıyor ve her şey vakti geldiğinde açığa çıkıyor.' Bu sürecin henüz başında olan Türkiye'de kitlelere yol göstermesi için Brezilya'daki yolsuzluk soruşturmalarının mahir bir kalem tarafından tetkik edilip bir kitap halinde sunulmasında büyük fayda var.

Etiket : Lula, yolsuzluk, operasyon

İlgili Haberler

GÜNCEL

REKLAM

Blog ve Köşe Yazıları

EN ÇOK OKUNANLAR

DOSYA

RÖPORTAJ