Liberal sosyal demokrasinin timsali

    24 Mayıs 2014
  • İleri
  • Geri
  • AddThis Social Bookmark Button
  • Büyüt
  • Küçült

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı geçen hafta olağanüstü bir siyaset adamını, Fernando Henrique Cardoso’yu ağırladı.

Cardoso, siyasete atılmadan dünyaca tanınmış bir sosyal bilimci; 1995–2002 arasında Brezilya’nın iki dönem başkanı; halen Nelson Mandela’nın kurucusu olduğu, dünyada barış ve insan hakları için birlikte çalışan kıdemli devlet adamları grubunun (‘The Elders’) üyelerinden biri. Cardoso İstanbul’da Fatih Üniversitesi’nde 1970’lerin başlarında kaleme aldığı ve o yıllarda Latin Amerika aydınları üzerinde çok etkili olan “Latin Amerika’da Bağımlılık ve Kalkınma” başlıklı kitabının, Türkçe baskısının (Kaynak Yayınları) tanıtımına katıldı. Zaman’a mülakat verdi. Bir grup akademisyen ve gazeteci ile buluştuğu bir toplantıda tecrübelerini paylaştı.

Cardoso’yu (kısa adıyla FHC) olağanüstü bir siyaset adamı kılan başlıca özellikleri şunlar: 1964–85 arasında Brezilya’yı yöneten askeri diktatörlüğün baskılarına uğradı; yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. Kalburüstü bir sosyal bilimci olarak dünyaca tanındı, Uluslararası Sosyoloji Derneği’nin başkanlığına seçildi. Demokrasiye geçilmesiyle birlikte, ülkenin yeni anayasasını yapan kurucu meclise seçildi. 1986’da, halen onursal başkanlığını yaptığı, Brezilya Sosyal Demokrat Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1992–1993 arasında dışişleri ve maliye bakanı olarak görev yaptıktan sonra, 1994 ve 1998’de, iki kez, ilk turda başkan seçildi. (İlk turda seçilmeyi başaran yegane Brezilya başkanı sıfatını koruyor.) Ülkesinin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden, BRICS’ten biri haline gelmesinin mimarı oldu. ABD eski başkanı Bill Clinton’un hakkında söyledikleri, FHC’nin başarılarının özeti: “İstikrarsız bir ekonomiye sahip genç bir demokrasi olan Brezilya’nın liderliğini üstlendi ve onu bütün dünyada saygı gören olgun ve müreffeh bir ülke haline dönüştürdü.”

Liberal sosyal demokrasinin timsali olan Cardoso’nun Brezilya’nın Brezilya başkanı olarak yaptıklarını satır başlarıyla şöyle sıralamak mümkün: Önce maliye bakanı, sonra başkan olarak yüzde 3000’e kadar tırmanan hiperenflasyonu alteden istikrar programını yaptı ve uyguladı. KİT’lerin bir kısmını özelleştirdi, bir kısmını piyasada rekabete açtı. Ekonomiyi globalleştirdi, 100 milyar dolar tutarında doğrudan yabancı sermaye gelmesini sağladı. Demokrasi ve hukuk devletini sağlamlaştırdı. “Siyasi kutuplaşma ülkeyi yönetilemez hale getirir” diyerek, buna izin vermedi. Kullanılmayan arazileri satın alıp 600 bin aileye dağıttı. Eğitime bütçenin % 6’sını ayırdı. Çocukları okuyan ailelere para yardımı yaptı. Irk ayrımıyla mücadele için kamuyla iş yapan şirketlere % 20 oranında beyaz olmayan işçi çalıştırma şartı koştu. AIDS’den ölümleri üçte iki oranında azalttı. Brezilya’nın bölgesinde etkili olması için, bir piyasa demokrasisi olarak “yumuşak güç”ten yararlandı. Komşu ülkelerin iç işlerine asla karışmadı. Anlaşmazlıkları diyalog ve diplomasi yoluyla çözdü. Askeri diktatörlüğün yaptığı zulüm için hükümet adına halktan özür diledi. Rakiplerini bile etkiledi. Dostu ve rakibi Lula da Silva, 2002’de başkan seçildikten sonra, piyasa ve yabancı sermaye düşmanlığını terk etti, Cardoso’nun politikalarını sürdürdü.

Cardoso’nun görüş ve uygulamalarından bütün Türk politikacılarının, hele sosyal demokratlık iddiasında olanların öğrenecekleri çok şey var. Bunun için umarım Cardoso’nun asıl önemli eseri olan, “Brezilya’nın Tesadüfi Başkanı” (2006) başlıklı siyasi anıları en kısa zamanda Türkçeye çevrilir. Fırsat bulduğumda Cardoso ile sohbetimi yazacağım.

Etiket : fhc, cardoso, sahin alpay

İlgili Haberler

GÜNCEL

REKLAM

Blog ve Köşe Yazıları

EN ÇOK OKUNANLAR

DOSYA

RÖPORTAJ