Latin Amerika'da bahar rüzgârı

    30 Aralık 2015
  • İleri
  • Geri
  • Büyüt
  • Küçült

Arjantin'in ardından Venezüela'da da uzun süredir yönetimde olan sol parti iktidiarı bitti. Brezilya'da 13 yıldır hüküm süren İşçi Partisi ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Venezuela denince akla gelen ilk isimlerden biri Hugo Chavez olur genelde. Mart 2013’te kansere yenilen lider, 14 yıl iktidarda kaldı. Bolivarcı sosyalist ideolojisi, o öldükten sonra da Başkan Nicolas Maduro riyasetinde hükmünü sürdürdü. Ta aralık ayındaki seçimlere dek. Muhalefet ittifakı, ekonomik kriz ve artan demokrasi taleplerinin rüzgârıyla, iktidar partisini devirdi. Newsweek, The Economist, The Washington Post gibi dünyaca ünlü yayınlar için çalışan ünlü gazeteci Mac Margolis’le Venezuela’daki siyasi ve sosyal gelişmeleri masaya yatırdık.

-Sol partilerin yenilgisi birçok ülkeye referans olan Latin Amerika sosyalizminin düştüğü anlamına gelir mi?
Evet. 10 yıl öncesine kadar herkes kırmızı fularlı sosyalistlerden bahsediyorken, bence rüzgâr Latin Amerika solu adına tersten esmeye başladı. Aslına bakarsanız son 10 yılda Latin Amerika’da yaşananları sosyalizmin örneklemesi olarak kabul etmek doğru olmayabilir. Merkezî yönetimin çok güçlü olduğu, ordu destekli yarı diktatör-yarı demokratik yönetimler söz konusu. Latin Amerika’da bunun sosyalizmden çok popülizm olduğunu görebiliriz.

-Popülizm derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?
İnsanlar ekonomi iyiyken, bir işe sahip olduklarında, rahat bir şekilde karınlarını doyururlarken yolsuzluğu dahi görmezden gelebiliyor. Ama işler kötüye gittiğinde, verdiğiniz çek karşılıksız çıktığında ise her şey hızla değişebiliyor.

-Size göre Latin Amerika’da demokrasi kültürü yerleşti mi?
Göreceli olarak evet. Bölgede yaşanan birçok olayda demokrasinin yansımalarını görebiliyoruz. Örneğin Şili, Peru ve Brezilya’da birçok öğrenci sokakta bir şeylerin değişmesini istiyor. Mesela Brezilya’da devam eden yolsuzluk soruşturmasında polis özgür bir şekilde iddiaları araştırabildi ve üzerine gidebildi.

-Bu değişim talebi nereden kaynaklandı?
Arjantin’de son seçimleri aktif siyasete dışarıdan katılan bir işadamı kazandı. Şili’de de benzer bir değişim söz konusu. Venezuela örneğinde ise yarı diktatör-yarı demokrat ülkelerde olduğu gibi devletin tüm organları kontrol altında. Tüm mahkemeler, ordu ve polis de aynı şekilde siyasi otoriteye bağımlı ve bunları denetleyecek bir kurum kalmamış durumda. Bana kalırsa insanlar güçlü merkezî yönetimlerden yoruldu.

-Ortadoğu siyasetinin, uzun süreli yönetimler, ordunun aktif siyasette yer alması gibi konularda Latin Amerika ile benzeşen yönleri var. Sizce arada nasıl bir etkileşim mevcut?
Latin Amerika’da yaşanan bu değişim rüzgârı ve sokaktaki insanların talepleri çoktan “Latin Amerika Baharı” olarak adlandırılmaya başlandı. Arap Baharı’nın ardından Latin Amerika’da da benzer bir hareketin gün yüzüne çıkması globalleşmenin yansıması diyebiliriz. İnsanlar birbirinden ilham ve güç alıyorlar, birbirleriyle konuşuyorlar, tecrübelerini paylaşıyorlar.

-Venezuela’da eski yönetimin Amerikan karşıtı bir söylemi vardı. Bu söylem değişecek mi?
Amerika ile Venezuela arasındaki polemikler daha çok retorik düzeyde. Venezuela’nın Amerika ile petrol ticaretinde üst basamaklarda olduğunu hepimiz biliyoruz, o yüzden bir ülkenin diğeri hakkında ne söylediğinden çok onunla olan ticari ilişkilerine bakmak daha faydalı olacaktır. Petrol fiyatlarının değişkenlik gösterdiği bir pazarda Venezuela-ABD ilişkilerinin şimdikinden daha kötü olmayacağını söyleyebiliriz sanırım.

-Genel olarak dış politikasında değişim olur mu?
Sokaklardan gelen sesler, diktatörlük zemininden insan haklarının korunduğu bir sisteme geçişin sinyallerini bize gösteriyor. Venezuela ile İran arasında çok yakın ve dostane ilişkiler var. Bu biraz da Chavez’in partisi döneminde gelişti. İlişkilerde nasıl bir değişim olacağını öngörmek oldukça zor. Ama ben daha çok büyük Batılı devletlerle temasın artacağı kanaatindeyim.

Etiket : Venezüela, seçim, sol, iktidar, partiler

İlgili Haberler

GÜNCEL

REKLAM

Blog ve Köşe Yazıları

EN ÇOK OKUNANLAR

DOSYA

RÖPORTAJ