Brezilya’dan tanıdık bir yolsuzluk soruşturması, Satiagraha Operasyonu

    16 Haziran 2014
  • İleri
  • Geri
  • AddThis Social Bookmark Button
  • Büyüt
  • Küçült

2008 yılında basına sızdırılan bir yolsuzluk operasyonu olan "Satiagraha Operasyonu"nu yöneten Brezilya eski Emniyet Amiri Protogenes Queiroz'la konuştuk.

Dünya Bankası’na göre yüzyılın en büyük yolsuzluk olaylarından biri olan Satiagraha Operasyonu’nu yürüten eski Brezilya Emniyet Amiri Protogenes Queiroz’un yaşadıkları bize hiç yabancı değil. Operasyon sırasında başına gelenleri yazdığı kitapta anlatan Queiroz’un korumalarını almışlar, aracına bomba koymuşlar, 4 kez silahlı saldırıya uğramış, oğlu kaçırılmış.

Uluslararası medya, onun ismiyle ilk kez 2008 yılında basına sızdırılan bir yolsuzluk operasyonu ile tanıştı. Dünya Bankası tarafından yayınlanan raporda yüzyılın en büyük yolsuzluk olayları listesinde adı geçen operasyonda, ünlü banker Daniel Dantas ve etrafında örgütlenen suç çetesi, cezaya çarptırıldı. Dünyanın en başarılı operasyonlarından biri olarak görülen Satiagraha Operasyonu’nu yürüten Brezilyalı eski Emniyet Amiri Protogenes Queiroz, operasyonla ilgili hatıralarını bir kitapta topladı. İstihbarat şube amiri iken istifa ederek Komünist Parti’den milletvekili seçilen Queiroz ile yazdığı kitabı ve operasyon hakkındaki düşüncelerini konuştuk.

Ülkenizde üne kavuşmanızı sağlayan ilk operasyon bir şike soruşturmasıydı. Nasıl başladınız soruşturmaya?

‘Düdük mafyası’ dediğimiz organize bir suç örgütünün üyeleri, -gece 10’dan sonra ve sabah 7’den önce- günde iki kez bir araya gelerek ülkede oynanacak bazı maçların sonuçlarını kendi aralarında belirliyorlardı. Kurdukları bir bahis şirketine milyonlar yatırarak her gün yüklü miktarda kazanç elde ediyorlardı. Bu örgütün takibi bir yıldan fazla sürdü. Uluslararası faaliyet gösteren bu yeraltı şebekesinin merkezi İngiltere’deydi. Kurulan sistemin Brezilya faaliyetleri İranlı ve Rus iki işadamı tarafından yürütülüyordu. Operasyon sürecinde İranlı işadamı ülkeden kaçmayı başardı. Rus işadamı ise Londra’da infaz edildi. Brezilya yargısı bu davanın üstesinden gelemedi. Bazı hakemlere ve yatırımcılara göstermelik cezalar verilerek üzeri kapatıldı. Aynı suç örgütü şu an Dünya Kupası için Brezilya’da bulunuyor ve maçların sonuçlarını etkilemek için tüm nüfuzlarını kullanıyorlar.

 Satiagraha Operasyonu’nun dünya literatüründe önemli bir yeri var. Operasyona verdiğiniz bu isim neyi temsil ediyor?

Satiagraha, Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinde Gandhi tarafından ortaya atılan, ‘mutlak hakikat’ manasına gelen bir ifade. Büyük güçlerin sömürüsü karşısında barışçıl yolla elde edilen sürekli bir direnişi ifade ediyor. Bu operasyona başlarken ucunun kimlere dokunabileceğini ve ne tür bir dirençle karşılaşacağımızı tahmin ediyorduk. Nitekim ulaştığımız nokta Brezilya’nın milli kaynaklarının uluslararası sermaye ve onların ülkedeki işbirlikçileri tarafından kontrol edildiğini ortaya koyuyordu.

Dünya genelinde varlık gösterdiği iddia edilen bazı derin yapılardan bahsediyorsunuz. Sizce nasıl bir dünyada yaşıyoruz?

Eşitsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyada. Paraya hükmeden gruplar, yargı sistemi, kamu kurumu ve özel şirketlerin işleyişine hükmediyor. Organize suçlarda yeraltı dünyasının kendi işleyiş kuralları vardır. Bu karanlık dünyanın aktörleri, sınırsız maddi imkâna ve müthiş bir etki alanına sahip. Bu gücün etkisi altına giren kurum ve kişilerde kirlenme başlıyor. Devletin ise sınırlı imkânları var. Bir operasyonu sağlıklı bir şekilde yürütmek için hızlı karar verilmesi gerekiyor. Bürokratik işleyişte yaşanan aksaklıklar, sonucu etkiliyor. Yer altı dünyası her zaman bir adım önde gidiyor.

Suç örgütleri kendi aralarındaki iletişimi nasıl sağlıyor?

Güçlü bir iletişim altyapısına sahipler. Özellikle medyayı etkin biçimde kullanıyorlar. Bir soruşturmanın seyrine yön verebilmek ve toplumun algılarını yönetmek için istedikleri haberin servis edilmesini sağlıyorlar.

Sizce ‘dış mihraklar’ bir ülkede ne derece etkin rol oynayabilir?

Suç örgütleri veya yabancı ülkelerin gizli servis çalışanları, bir devletin zayıf noktalarını tespit edip iradenin işleyişini yıpratmayı hedefleyebilirler. Marjinal grupların içine sızıp onlar vasıtasıyla kitleler üzerinde etkili olabilirler. Bu tür yapılar, tek başına bir eyleme girişmek yerine toplum psikolojisini yöneterek hedefe ulaşmayı tercih edebilir.

Dış güçler ile devlet kurumları arasındaki ilişki nasıl tesis ediliyor?

Bu ilişkinin ekonomi ekseninde hareket ettiği ortada. Dağıtımdan pay almak isteyen tüm yabancı güç odakları öncelikle ülkedeki önemli bürokrat ve yüksek makam sahiplerini etki altına alarak işe başlıyorlar. Bazen de kendi oluşturdukları yolsuzluk çarkına onların yakınlarını dahil ederek kendileri ile ilişki kurulmasını kaçınılmaz hale getiriyorlar. Örneğin Brezilya liginde önemli bir yeri olan Corinthians takımı, Rus mafyası tarafından dönemin Devlet Başkanı Lula’ya ulaşmak için tercih edilen bir kısa yoldu. Brezilya’da kurdukları spor şirketiyle bu takıma ortak olan Rus mafyası, Lula’ya istedikleri zaman ulaşabilecekleri bir konuma erişmiş oldu. Ele geçirdiğimiz belgeler doğrultusunda bu şirketin perde arkasında yer alanların asıl amacının enerji ve maden kaynaklarına ulaşmak olduğunu gördük.

Operasyon sürecinde ne tür baskılar yaşadınız?

Satiagraha Operasyonu çok gizli yürütüldü. Yukardan gelen emirle ve sınırlı sayıda insanın katılımıyla gerçekleşti. Operasyonun ortasında bize her türlü desteği veren amirimiz, siyasi bir kararla görevden alındı. Yeni amirin şüpheli davranışları dikkat çekti. Onu da takibe aldık ve konu üzerinde üst makamlarda bazı pazarlıkların yapıldığına şahit olduk. (Brezilya’da kanunlar bu takibe izin veriyor.) Operasyon sürecinde sürekli tehditler aldım. 4 kez silahlı saldırıya uğradım. Bir keresinde aracıma bomba yerleştirip patlattılar ve bu saldırıdan küçük yaralarla kurtuldum. (Ayağındaki yara izlerini gösteriyor.) Avustralya’da eğitim gören oğlumu kaçırdılar. (Avusturya güvenlik güçlerinin operasyonuyla kurtarıldı.) Korumalarımı kaldırdılar, amirler vasıtasıyla üzerimdeki baskıyı artırdılar. Sonrasında ben de kurumsal bir soruşturma geçirdim ve aklanarak istifa ettim.

Verilen cezalar sizi tatmin etti mi?

Hayır. Operasyonun bir numaralı ismi (Banker Daniel Dantas) ve diğer önemli suç ortakları yalnızca karapara aklama ve çete kurma suçlarından ceza aldılar. Mahkeme, soruşturmanın uluslararası boyutlarına girmedi ve bir şekilde casusluk suçundan temizlendiler. Oysa ele geçirilen belgeler sanıkların yurtdışı uzantıları ile işbirliğini açıkça ortaya koyuyordu. Diğer taraftan bu operasyon, bazı yabancı gizli servisler ile (CIA’yi kastediyor) milli kaynaklarını korumak isteyen Brezilya’nın gizli savaşıydı. Kazanan taraf ABD oldu, zira; ele geçirilen onca belgeye rağmen gizli servisler tarafından işletildiği bilinen şirketler aktif bir şekilde ülkedeki faaliyetlerine devam ediyorlar.

Soruşturma sonrasında neden politikaya geçtiniz?

Başka seçeneğim kalmadı. Deşifre olmuştum ve medya beni açık hedef haline getirdi. Hakkımda soruşturmalar açıldı. Sürekli tehdit altında yaşamaya başladım. O dönemde sığınabileceğim tek güvenli alan olarak siyaset kaldı. Komünist Parti’yi tercih etmem ise tamamen stratejik bir gerekçeye dayanıyordu. Çünkü izini sürdüğüm güçlü yapı, diğer partilere sirayet edip bazı teklifler sunarak adaylığımı engellemeye çalıştı.

Yürüttüğünüz operasyonun bugün ortaya çıkan başka yolsuzluk iddialarıyla ilgisi var mı?

Bu çeteler benzer çalışma şekline sahip. Hepsinin ortak noktası, kamu gücüne nüfuz ederek para akışından pay almak. Satiagraha Operasyonu’nun sonunda, yargı kararını verdiğinde biz de sürecin sona erdiğini düşünüyorduk. Ancak bugün fark ediyoruz ki aslında her şey daha yeni başlıyormuş.  

Kitabınızın önsözünde gizli serviste çalışıyor olmayı ‘Bir kere girildiğinde bir daha asla çıkmanıza izin verilmeyen canlı bir sistem’ şeklinde tanımlıyorsunuz.  

Gizli yürütülen bir soruşturma hakkında önemli bilgilere sahipseniz, konu hakkında zaman zaman size danışma gereği duyulur. Canlı bir sistem olması da bu bilgilerin sizde mevcut olmasının getirdiği sorumlulukla ilgili bir durum.

Görevi bıraktıktan sonra meslektaşlarınızda nasıl bir algı (korku veya özenme) oluştu?

Bu soruya verebileceğim en güzel cevap şu ki, geçtiğimiz yıl komiserlik sınavına giren adaylardan -yazılı sınavın bir parçası olarak- benim durumuma ilişkin bir değerlendirme yapmaları istenmiş. Soruya verilen cevaplarda çoğu aday Querioz olayını, suçlarla mücadele ederken izlenmesi gereken etkin bir model olarak yorumlamış. Elbette bu yorumlar beni mutlu eden bir netice.

Bu tür büyük operasyonlarda medyanın yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Satiagraha Operasyonu basına sızdığında hepimiz gerildik. Çünkü delillerin karartılması ihtimalinin yanı sıra oldukça gizli yürütülen bir soruşturmada bir anda açık hedef haline geldik. Gazete patronlarının suç örgütleriyle işbirliği yaparak süreci manipule edişine yakından şahit olduk. Biz de bir kriz masası oluşturarak medyanın oluşturduğu olumsuz etkiyi azaltmak için çalışma başlattık ve kısmen başarılı olduk. Şunu tecrübe ettik ki yaşadığımız devirde medya dahil hiçbir araç tek başına yüzde 100 toplumu etkileme gücüne sahip değil.

Dinlemeler ve teknik takiplerde masum insanların mağdur edilmesi mümkün mü?

Operasyon sürecinde yapılan tüm dinleme ve takipleri mevcut kanunlar çerçevesinde gerçekleştirdik. Pasif dinleme adını verdiğimiz yöntem, zanlı ile bir şekilde irtibata geçen ve hareketlerinden şüphelendiğiniz kişilerin bir süre takip edilmesini zorunlu kılıyor. Bu durumda bağlantıları ortaya çıkana veya kişinin masum olduğu anlaşılana kadar o kişiye şüpheyle yaklaşılabiliyor. Bunun dışında bir mağduriyet söz konusu değil.

Etiket : Satiagraha Operasyonu, Protogenes Queiroz, Brezilya, Dünya Bankası

İlgili Haberler

GÜNCEL

REKLAM

Blog ve Köşe Yazıları

EN ÇOK OKUNANLAR

DOSYA

RÖPORTAJ