Brezilya’daki gösteriler neden bitmiyor?

    07 Kasım 2013
  • İleri
  • Geri
  • Büyüt
  • Küçült

Brezilya’da İstanbul’daki Gezi Parkı gösterileriyle eşzamanlı başlayan ve zaman zaman şiddete dönüşen protestolar neden son bulmuyor? Aktivistlerden Joelma Couto, “Güven köprüleri henüz kurulmadı. Eylemler sürecek.” diyor.

Güney Amerika ülkesi Brezilya, Gezi Parkı gösterileriyle eşzamanlı başlayan ve kesintisiz süren eylemlerle dünya gündemine gelmeye devam ediyor. Geçen haziranda toplu taşıma ücretlerine yapılan zamma karşı barışçıl bir gösteri olarak başlayan protestolar, bugünlerde hükümetin attığı her adımda kendini yenileyen artçıl eylemlerle varlığını sürdürüyor. Ülkede politik ve sosyal bir reform hareketini tetikleyen olaylar, zaman zaman şiddet içeren sahnelere dönüşerek dünya kamuoyuna yansıyor. Eleştirilerin odağında eğitim, sağlık ve toplu taşıma gibi alanlarda devlet hizmetlerinin yetersizliğinin yanı sıra daha iyi hayat şartları elde etme isteği var. Ayrıca yolsuzluk ve siyasi çekişmelerden yorulan Brezilya halkı, ülkede sosyal adaletin yeniden tesis edilmesini talep ediyor. Bu taleplerin, bir ideoloji veya lider etrafında toplanmayan farklı özelliklere sahip grupları, ortak ihtiyaçlar etrafında bir araya getirdiği görülüyor. Hükümet ise gösterilerin patlak verdiği günden bu yana yapıcı bir dille ‘mesajı aldık’ diyor. Ardı ardına reform paketleri hazırlayarak uygulamaya koyan hükümet, göstericilerin taleplerini yerine getirmek için çaba sarfediyor.
 
Peki, ülkede gösteriler neden son bulmuyor? Halk, reform hareketini nasıl değerlendiriyor? Brezilya hangi yöne ilerliyor? Bu soruların cevabını, ülkedeki gösterilere katılan aktivistlerin birinden almaya çalıştık. 44 yaşındaki Joelma Couto, Brezilya’daki halk hareketini Aksiyon’a anlattı.

-Protestoların temelinde ne tür sebepler yatıyor?

Birçok sebep olmakla birlikte hepsinin temelinde yolsuzluklar, çevresel konular, sosyal adaletin dengesizliği, siyasi partilerin kavgası gibi faktörler var. Gösteriler, toplu taşıma ücretlerine zammı protesto için başladı. Ancak polisin müdahalesi ve medyanın tavrı, evlerinde oturanların dışarı çıkıp ülkeyi idare edenlere ve polis şiddetine karşı birleşmesine yol açtı.

-Devlet Başkanı Dilma Rousseff’in sağduyulu yaklaşımı ve reformlara rağmen protestolar neden bitmiyor?

Rousseff, askerî diktatörlük döneminde işkence görmüş, aynı zamanda sokak kavgalarında yükselen sol eksenli bir parti tarafından seçilmiş lider kimliğiyle ters düşmedi. Zaten ülke geneline yayılan protestolardaki söylemler kendi içinde tutarlı bir duruş sergiliyordu. Başlatılan reformlar çok yetersiz. Bu yetersizlik, ekonominin büyümesine rağmen iç yapının aynı kalmasıyla kendini gösteriyor. Sağlık sektöründeki problemler bu duruma bir örnek. Gösterilerden sonra Küba’dan 4 bin doktor getirildi. Dışarıdan doktor getirmek ihtiyacı karşılamıyor. Daha çok hastane yapılması, var olan ünitelere yeni ekipman sağlanması gerekiyor. Dahası yolsuzlukların ardı kesilmiyor, halk hak ettiği ilgiyi görmüyor. Tüm bunlar birkaç günde düzeltilecek işler değil.

-Hükümetin yapıcı tutumu ve gösterilerde şiddete başvurulmamasına yönelik çağrı neden karşılık bulmuyor?

Öfkeyi sürdüren başka sebepler de var. Brezilya’da askerî diktatörlük 25 yıl önce bitmiş olsa da bu darbenin sorumluları hâlen saygın bir konumda. Brezilya’da sadece fakir bölgelerde yaşayan ve içinde bulunduğu sefalet döngüsünü kırma umudu olmayan gençlerin işlediği hırsızlık suçları ceza alıyor. Oysa başkalarının sefaleti üzerinden beslenen ‘beyaz elitlerin’ işlediği suçlar, çoğu durumda suç kapsamına alınmıyor. Diğer yandan yıllardır hayalini kurduğumuz toprak reformu için verilen bir mücadelemiz var. Brezilya’nın, özellikle zenci ve yerli ırka mensup nüfusuna büyük bir sosyal borcu var. Toprak sahipleri, yerliler ve özgürlük mücadelesi veren kölelerin nesillerinden gelen torunları arasında bitmeyen bir çatışma var. Ülkedeki bu çatışma, tarım ekonomisi geliştikçe ve işlenecek yeni toprak arayışı arttıkça belirginleşiyor. Geçmişte, yerliler ve zencilere ait bu topraklar ele geçirilmiş, buralarda yaşayan nüfus sürgün edilmiş. İnsan haklarına tamamen aykırı bir şekilde cereyan eden bu hadise, tarihî bir gerçek olarak çözüm bekliyor. Haklarına tecavüz edilen bu toplumun demokrasi arayışı sürüyor ve onlar da kendilerini bu gösterilerle ifade ediyor. Kısacası ülkede protestolar henüz sona ermedi ve hükümetin beyan ettiği reformlar pratikte uygulanana kadar devam edecektir.  

-Protestocuların bu kararlı duruşu neye işaret ediyor? Yönetilen bir planın varlığından söz edebilir miyiz?

Gösteri sürecinde şu anlaşılmıştır ki sosyal kalkınma olmadan, tek başına ekonomik büyüme sürdürülebilir değildir. Göstericilerin direnişte ısrar etmesi, neye mal olursa olsun ülkede sosyal düzenin yeniden yapılanması için mücadele edeceklerine olan inancı gösterir. Bu duruş, ülke idarecilerine verilmiş güçlü bir mesajdır. Spontane bir şekilde gelişen bu süreçte, göstericiler tarafından yürütülen bir plan ya da bu işin örgütlendiği merkezî bir yapının varlığından bahsetmek zor.

 

Etiket : brezilya, gösteri, protesto

İlgili Haberler

GÜNCEL

REKLAM

Blog ve Köşe Yazıları

EN ÇOK OKUNANLAR

DOSYA

RÖPORTAJ