Brezilya ve Türkiye: İki ülkenin ekonomisi

    20 Ağustos 2015
  • İleri
  • Geri
  • AddThis Social Bookmark Button
  • Büyüt
  • Küçült

İbrahim Öztürk - 01 Temmuz 2013

Önce bu iki ülkeyi rakamlar bazında kısaca karşılaştıralım.

İki ülkenin hem 2000’ler öncesindeki ekonomik kriz geçmişi hem de sonrasındaki iktisadi yükselişi çok paralel. İkisi de yaptıkları ‘hamlelerle’ gelişmekte olan ülkeler kategorisinden çıkartılarak Yükselen Piyasa Ekonomileri (YPE) kategorisine sokularak analiz ediliyor. YPE, iktisadi büyümesini istikrara sokan, yapısal dönüşümünü sistematiğe bağlayan, fırsatlar ülkesi olarak ifade edilebilir. İki ülke de son on senede dünya sisteminin parlayan yıldızı, bilhassa sermayenin iştahını kabartan başarı örneği olarak görüldü.

    Brezilya, 190 milyon nüfusa ve 2,5 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip. Türkiye 76 milyon nüfuslu ve 780 milyar dolarlık bir ekonomi. Türkiye’den nüfusu 2,5 kat, ekonomisi ise 3 kattan daha büyük. İki ülke de son on yılda hızlı büyüdü. Türkiye büyümede daha önde gitti. Satınalma gücü paritesine göre iki ülkede de kişi başı gelir 16-17 bin dolarda. Bizde işsizlik yüzde 10, Brezilya’da yüzde 6,5. İki ülkede de enflasyon yüzde 6 civarında. İki ülkenin de enflasyon geçmişi ve hafızası kötü ve sorunu çözüp bitirmiş değiller. Türkiye’de cari açık ekonomi büyürse GSYH’nın 9’u, durursak da yüzde 6’sı kadar. Çok yüksek. Brezilya’da açık sadece yüzde 2,5-3 kadar. Kamu bütçe açığı ve borç yükü ikisinde de sorun değil. Brezilya biraz daha da iyi. Kamu borçlanma faiz oranı son piyasa dalgalanmasından önce ikisinde de yüzde 4,5 kadardı. Şimdi bizde yüzde 7’ye fırladı. Orada da yükseliyor.

    İki ülke de sıcak paranın gözdesi. Yüksek büyümeyi finanse etmek ve enflasyonu baskılamak için iki ülkede de yüksek faiz, değerli yerli para politikası takip edildi. Yüksek faizde Brezilya açık ara önde gitti. Ancak orada emtia ve tarımsal zenginlik vardı. Bilhassa emtiada ithalatın fiyat esnekliği çok düşük olduğunda aşırı artan emtia fiyatları sebebiyle değerli para onları bizim gibi vurmadı, dış açık vermediler. Uluslararası rezervlerinin büyüklüğü Türkiye’nin yaklaşık 3,5 katı.

    Brezilya, 1996’dan 2002 kriz yılına kadar çok büyük bir doğrudan yabancı sermaye de çekti. 2002-2005 arası iki ülkede de toparlanma dönemiydi. 2006 yılında Türkiye doğrudan yabancı sermayede Brezilya’yı yakaladıysa da, ardından Brezilya alıp başını gitti. 2012 yılında tam 63 milyar dolar çektiler. Türkiye sadece 15 milyar dolar. Orada enerji ve tarım başta olmak üzere sıfırdan yatırımlara daha çok giderken, bizde satın alıp piyasayı kapatıyorlar.

    Küresel krize rağmen mali yapıları sayesinde iki ülke de çökmedi. Türkiye büyümeye daha erken döndü ve yüksek büyüdü. İmalat sanayiinde Brezilya, son on yılda küresel entegrasyonda büyük bir erozyona maruz kalmış durumda. 2000’lerde ihracatının içinde imalat sanayii yüzde 50 kadar iken, 2010’larda bu oran yüzde 35’lere kadar geriledi. Oysa Türkiye’de bu oran yüzde 90’lar civarında. Ancak bizim sanayi de ‘bizim’ değil, dış dünyaya yan sanayi üreten, her ihracat hamlesi derinleşen bir ithalat bağımlılığına dönen bir ülke.

    Brezilya’da gelir dağılımı son yıllarda kısmen düzelse de hâlâ akla ziyan derecede bozuk. Gini katsayısı on sene evvel yüzde 60’ın üzerinde iken bugün yüzde 50 civarında. Türkiye’de bu oran 2002 yılında yüzde 48 iken bugün yüzde 42. Türkiye’de fukaralıkla savaş Brezilya’dan daha etkin. Brezilya’da fakir daha çok, fukaranın hayatta kalma şansı ise Türkiye’de daha kolay.

    Son olaylar Brezilya’da ekonomik, Türkiye’de ise siyasi bir lisan ile yayılıp derinleşti. Orada göstericiler sermaye karşıtı bir lisan kullanırken bizde siyasi ve hayat tarzı odaklı bir lisan kullanıldı. Yani ‘sokağın dili’ tam tersini söylemesine rağmen Türkiye’de olay ‘sermayenin komplosuna’ bağlanırken, Brezilya’da böyle bir bağlantıdan bahseden yok.

Etiket : türkiye, ekonomi, brezilya

İlgili Haberler

GÜNCEL

REKLAM

Blog ve Köşe Yazıları

EN ÇOK OKUNANLAR

DOSYA

RÖPORTAJ