Brezilya nereye gidiyor?

    15 Mayıs 2016
  • İleri
  • Geri
  • Büyüt
  • Küçült

Başkan Dilma Rousseff’in yolsuzluk gerekçesiyle görevden alınması ülkedeki belirsizliği arttırdı. Vekil hükümet işbaşı yaparken, Rousseff “aklanıp geleceğim” sözünü verdi.

Başkan Dilma Rousseff’in yolsuzluk gerekçesiyle görevden alınması ülkedeki belirsizliği arttırdı. Vekil hükümet işbaşı yaparken, Rousseff “aklanıp geleceğim” sözünü verdi.

Luiz Inacio ‘Lula’ da Silva, 2002’de başkanlık seçimini kazandığında, her şey masal gibiydi. 1964’le 1985 arasında ülkede hüküm süren askerî cuntanın son kalıntıları da ‘Lula’ eliyle temizlenecekti. Beklenti o yöndeydi.

Gerçekten de Lula yönetimindeki Brezilya, hızla gelişti. 2010’da, dünyanın sekizinci büyük ekonomisi oldu. Sosyal yardımlar arttı. Uluslararası arenada, dengeleri bozabilecek adımlar atıldı. Aynı yıl Time dergisinin “en etkili 100 kişi” listesine girdi. Brezilya tarihinin, açık ara en popüler siyasetçisi oldu.

2011’de koltuğunu, “dava arkadaşı” ve özel kalemi Dilma Rousseff’e bıraktı. Rousseff, askerî cuntanın ülkede yönetimi devraldığı yıllarda “direniş” kanadındaydı. “Devlet düşmanı”ydı, işkence görmüştü. Geçmişiyle yüzleşmeye hazır bir Brezilya’nın hem sembolü hem de ilk kadın başkanı oldu.

Bozulan imaj
Lula ve Rousseff’in İşçi Partisi (PT) döneminde Brezilya, “toplumsal liberal ve çok-etnik yapılı bir demokrasi” olarak öne çıktı. Ancak son iki senedir yaşanan ekonomik problemler ve yolsuzluk soruşturması, halkın sokağa dökülmesine yol açtı. Brezilya “imajı”nın altındaki çelişkiler de böylece görünür oldu. Ülke, dünyanın 7. büyük ekonomisi olmasına rağmen gecekondu mahalleleri (favela) ile ünlü. İklim şartları ve arazi genişliği ile dünyanın tamamını tek başına doyurabilecek kapasitede; ancak domatesin kilosu 10 lira. Yoksulluğun yaygın olduğu kırsal kesim ve ‘favela’lar, gelecek dönemin de belirleyicisi olacak.

Darbe mi demokrasi mi?

Görevden azletme, ülkedeki sivil siyaset için yeni değil. 25 yılda 132 kez görevden alma girişimi oldu ve ikinci kez başarıya ulaştı. Rousseff’e yönelik suçlama, bütçe açığını kamu bankalarından alınan kredi ile kapatıp hazineye girecek parayla da bankaya olan borcunu ödemek. Bu işlemde ‘şahsi çıkar’ bulunmasa da, yasalara göre kesinlikle yasak. Ancak daha önceki hükümetler de aynı icraatta bulunduğu ve bunu kimse sorgulamadığı için Rousseff’e ayrımcılık yapıldığı aşikâr.

Sokak protestoları belirleyici
2013’ten beri devam eden, ekonomi temalı protestolar, İşçi Partisi’nin popülerliğini azalttı. Son bir yıldır, görevden azledilmesi için halk defalarca sokağa döküldü.

Fakat yolsuzluk iddiaları iktidar partisiyle sınırlı değil. Kongre başkanı dâhil farklı partilerden 33 senatörün ismi ’Oto Yıkama’ adlı büyük yolsuzluk dosyasında. Ülkenin en büyük kamu kuruluşu olan Petrobras içindeki rüşvet çarkını ve kirli ilişkileri ortaya koyan soruşturma ışık hızında ilerliyor. Muhtarlardan valilere, bürokratlardan bakanlara yüzlerce kamu görevlisi soruşturma altında.

Rousseff’in bu süreçte ‘şahsi çıkar’ sağladığına dair delil yok. Ona karşı öfkenin nedeni, ekonomi yönetimindeki başarısızlık ve yolsuzluk iddialarının odağında yer alan “dava arkadaşı” Lula’ya sahip çıkması. Hatta ileri gidip Lula’yı kabineye alarak ona dokunulmazlık sağlamak istemesi. Bir de Lula’nın polis tarafından dinlenen telefonu üzerinden yaptıkları “kurtarma” konuşması.

Siyasetin geleceğini ekonomi belirleyecek

Ülkenin geleceğine dair yapılan yorumlar, vekil başkan olarak uzun süre görevde kalması beklenen Michel Temer’in ekonomi performansının belirleyici olacağını ortaya koyuyor. Diğer yandan intikam yemini eden Rousseff taraftarları, meclisi çalışamaz hale getirmek için Temer’in hiçbir projesine destek vermeyeceklerini deklare ettiler. İşçi Partisi’nin yenilgiyi kabullenmeyip bu süreci bir savaş olarak görmesi halinde bazı sivil toplum kuruluşları ve sendikalar örgütlenebilir.

Kutuplaşma artabilir
Yapılan anketlere göre halkın yüzde 70’inin erken seçim talep ettiği bu zorlu süreçte, Temer’in birleştirici bir etki oluşturamaması durumunda sandığa gidilmesi kaçınılmaz gözüküyor. Yeni kabineyi tamamen beyaz erkeklerden oluşturan Michel Temer, “kazanımlara zarar gelmeyecek” açıklaması yapsa da, kutuplaşma ve “sağ-sol” mücadelesi günleri hortlayabilir.

Bütün partiler, yolsuzluk soruşturmasının “müdahale olmadan”, “ucunun kime dokunduğu önemli olmaksızın” yürütülmesi gerektiği görüşünde. Dilma Rousseff de, aklanıp geri dönmek istediğini her fırsatta dile getiriyor. Ancak şansı düşük görülüyor.

Etiket : Brezilya, nereye, gidiyor?

İlgili Haberler

GÜNCEL

REKLAM

Blog ve Köşe Yazıları

EN ÇOK OKUNANLAR

DOSYA

RÖPORTAJ