Kamil ERGİN

Brezil mi Brezilya mı?

    19 Kasım 2015
  • Büyüt
  • Küçült

Ülke isimlerinin nereden geldiği sorusuna cevap aramak tarih yazarlarının işi. Tartışacağım konunun etimolojik bir çalışma gerektirdiğini de biliyorum. Amacım yalnızca ülke ve şehir isimleri arasında yaşanan karmaşadan yola çıkarak 'Brezilya’ kelimesinin hangi anlam kalıbına girdiğine dikkat çekmek. 

Bilindiği üzere 'Brezilya' Güney Amerika'da bir ülke; 'Brasilia' ise bu ülkenin başkenti. Dünyada kendi ismi ile başkentine verilen isimlerin aynı olduğu ülkeler var. Hatırladığım ilk örnek Meksika. Cezayir, Panama, Singapur ve Kuveyt bu sınıfa giren diğer örnekler. Brezilya örneğinde ise küçük bir nüans farkı var. Brezilya ve Brasilia hem anlam hem telaffuz itibariyle farklı kelimeler. 

Öncelikle, ülke isminin nereden geldiğine açıklık getirelim. Brezilya, orjinal yazılışı ‘pau-brasil', Latincesi 'caesalpinia echinata’ olan bir ağaç isminden geliyor. Portekiz kolonilerinin kıtaya ayak bastıktan sonra ticari anlamda keşfettikleri ve Avrupa’ya taşıdıkları ilk şey. Ülke adı konusunda ikinci ve daha az kabul gören bir rivayet ise Mali deltasında yaşayan Berberilerin bir kolu olan ‘Birzala’ kabilesi, kıtaya ulaşan ilk topluluktur ve bu topraklara kendi isimlerini vermişlerdir.

Başkent 'Brasilia’ ise, 60lı yıllarda inşa edilen modern bir kent. ‘Brasilia’ ismini kullanarak yeni bir başkent inşa etme fikri ilk kez bir şair ve devlet adamı olan José Bonifácio de Andrada e Silva tarafından 1820’lerde ortaya atılmış. Projeyi bir sonraki yüzyılda hayata geçirenler, Silva’nın anısına ülkenin yeni başkentine ‘Brasilia’ ismini vermişler. 

Esasen ‘Brasilia' kelimesi, ülke ismine getirilen Latin menşeli '-ia' eki ile birlikte 'Brasil diyarı’ anlamına gelen bir türevden ibaret. Ağacı ‘millet’ anlamına gelen bir metafor olarak kullanırsak ‘Brasil' bir ağaç, ‘Brasilia' ise bu ağacın yetiştiği bölge anlamına gelmekte. Farklı bir açıdan yaklaşırsak Türkçesine 'Brezilistan' bile diyebiliriz.

forms placenames; -y-ia

Brasil ‎(“Brazil”) + ‎-ia → ‎Brasília ‎(“Brasilia”)

Üşenmeden baktım; ülke isminin diğer dillerdeki karşılığında kelimenin Latin orijini esas alınarak ‘Brezil’ telaffuzuna yakın ifadeler tercih edilmiş. Türkçe’de ‘Brezilya’ denmesinde bir tuhaflık var kanımca. Ya da tam tersi; Türkçe’deki kullanım doğru iken diğer kullanımlarda bir tuhaflık var. Zira çoğu ülke isminde Latince ek kullanımı yaygın. Örnek: Albania, Tanzania, Armenia, Australia, Ethiopia, India, Slovenia ve diğerleri...

Diğer yandan ‘Brasilia' için bazı İngiliz basın organlarında ‘Brasiliand’ ifadesini kullanan yazarlar gördüm. Bu da 'Brasilia’nın ülke ismine daha yakışır bir önerme olduğu ancak yanlış bir kullanım tercih edildiği tezini doğrular nitelikte. Ayrıca kelimenin Osmanlıca kullanımına göz atıp TDK arşivini de taradım. Ulaştığım netice, kelimenin bizdeki kullanımının tarih içinde herhangi bir değişime uğramadığı yönünde.

Tavsiyem, dünya ile senkronize olmak için Türkçe’de ülkeye Brezil, başkente Brezilya demeliyiz. Ya da diğer ülkeler mevcut tutumlarından vazgeçip ülke için ‘Brasilia’ telafuzunu esas alarak mevcut kelimelerini güncellemeli.

Bu soruya cevap vermek gerekmez, sadece yüksek sesli düşünüyorum. Acaba herkes herşeyi olması gerektiği gibi kullanıyor da ben mi yanılıyorum?

Etiket :

Asansör sürücüsü olmak

    17 Ekim 2015
  • Büyüt
  • Küçült

Konu asansörlerden açılmışken, Brezilya’da karşılaştığım en ilginç meslek gruplarından biri asansör sürücüleri. ‘Sürücü’ kelimesini bilerek kullanıyorum çünkü sözlükte ‘ascensorista’ olarak verilen tanımlamada 'asansörleri süren ve yöneten kişi' ifadesi kullanılıyor. 

Bindiğiniz asansörle kaç kat yukarı çıkacak olursanız olun sizin yerinize düğmeye basacak birisi var. Üstelik bu kişi, kapasitesi ne olursa olsun asansörün içindeki sandalyede oturup vereceğiniz komutu bekliyor. Eğer sandalye biraz geniş, şöför de iri kıyımsa bazen dört kişilik bir asansörün yüzde ellisini bu ikisinin doldurduğuna şahit oluyorsunuz. Hatta bazı asansörler yalnızca iki kat arasında işlediği için şöförünüz size soru sorma gereği bile duymuyor!

Ticari işletmelerde ve iş hanlarında karşılaştığımız bu uygulama, 1957 yılında yürürlüğe giren ve zamanla güncellenen bir kanun maddesine dayanıyor. Kanun, ticari işletmelerin mesai saatlerinde ‘sertifikalı’ bir sürücünün bulunmasını zorunlu koşuyor. Sokaktan çevirdiğiniz vasıfsız bir elemanı asansör sürücüsü olarak işe alamıyorsunuz. Bu işin bir de eğitimi var. Yanlış duymadınız! Sürücü adayının öncelikle asansörlerin tarihi ve gelişiminden güncel mekanik sistemlere; çocuklarla asansör deneyiminden acil durum uygulamalarına kadar 280 saatlik bir kurstan geçmesi gerekiyor. Adayın sertifika alabilmesi içinse yapılacak sınavda 10 üzerinden en az 6 puan alması gerekiyor.

Ülkede kaç kişinin bu alanda istihdam edildiğine dair net bir rakam yok. Tahminim en az yüz bin kişi. Zira her eyalette diğer meslek gruplarından bağımsız olarak asansör sürücülerini temsil eden bir sendika bulunuyor. İş ilanları, bu meslek grubunun popüler bir alan olduğu ve yüzlerce boş pozisyonun bulunduğuna işaret ediyor. O Globo gazetesinin geçenlerde yaptığı bir araştırma, başkentte bulunan 42 devlet binasında en az 232 kişinin asansör sürücüsü olarak çalıştığını ortaya koyuyor. Dahası, bazı kurumlarda asansör sürücülerini koordine edip denetleyen bir üst birim dahi bulunuyor. 6 saatten fazla çalışması yasak olan asansör sürücüleri ortalama R$ 953,00 maaş alıyorlar. 

Nitekim modern asansörlerin otomatik kullanım için tasarlandığı gerçeğinden yola çıkarak bu israfın üzerine giden Luiz Paulo isimli bir eyalet milletvekili, 2006 yılında kamu binalarında asansör sürücüsü bulundurma zorunluluğunu kaldıran bir önergeye imza atarak en azından Rio eyaletini kurtarabilmiş. Bu girişimi örnek alan birkaç eyalet daha aynı yoldan gitmiş ancak halen çoğu eyalette geleneksel olarak asansörcü istihdamı sürüyor.

Dünyada asansör işletimini Brezilya kadar ciddiye alan başka bir ülke var mı bilmiyorum. Hakkında emin olduğum şey, bu uygulamanın Brezilya’da bürokrasi ve maliyetleri artıran yüzlerce örnekten yalnızca biri olduğu.

Ne zaman bir asansör sürücüsüyle karşılaşsam aklıma ister istemez 'ibrikçi hikayesi' geliyor. Anlatmama gerek var mı? 

 

Etiket :

Asansör yasası

    16 Ekim 2015
  • Büyüt
  • Küçült

Brezilya’ya dışardan gelenlerin ilgisini çeken ilk şeylerden biri çok kültürlü yapısına rağmen ülkede toplumsal barışın sağlanmış olması. Brezilya, dünyada köleliğin en son kaldırıldığı yer. Ayrıca dünyanın tüm coğrafyasından göçler alarak büyümüş bir ülke. İlginç olan şey, bünyesinde bunca farklı etnik ve dini grup barındırmasına rağmen ülkede açıktan bir ayrımcılık söyleminin bulunmaması.

Elbette bu uzlaşının kolay bir şekilde sağlandığını düşünmüyorum. Tarih sayfaları, eşit vatandaş olma mücadelesi veren liderlerin kavgalarıyla dolu. Brezilya’da bu kavgayı kim nasıl vermiş henüz bilmiyorum. Ancak toplumda din, cinsiyet, etnik ve ideolojik ayrımlara karşı büyük bir hassasiyet var. Bu hassasiyetin bir ürünü olarak insan hakları konuları medyada ayrı bir başlık olarak ele alınıyor. 

Demokrasinin işlediği ülkelerde uzlaşıyı sağlamanın en etkili yolu kanunlar. Bu konuyu araştırırken karşılaştığım en ilginç uygulamalardan biri asansör yasası. Brezilya evlerinin mimarisi, kölelik düzeninden kalma bir alışkanlık olarak iki ayrı girişe sahip. Mantık olarak sistem, evin hizmetçileri ile ev sakinlerinin aynı ortamı paylaşmaması üzerine kurulu. Dolayısıyla evin girişleri de farklı. Binaların neredeyse tamamında iki asansör var. Bu asansörlerin birisi ‘servis' diğeri ‘sosyal' asansör olarak adlandırılıyor. Tüm asansörlerde ise zorunlu olarak şu ibarelerin bulunduğu kanun maddesi asılı duruyor. 

'Kanun gereği, bu binanın asansörlerine girişte ırk, cinsiyet, renk, etnik köken, sosyal statü, yaş farkı gözetmeksizin, bulaşıcı hastalıklar dışında herhangi bir hastalığı ya da engeli bulunanlar dahil her türlü ayrımcılık yasaklanmıştır.'

Oysa bina çalışanlarının ve evlerdeki hizmetçilerin sosyal asansörü kullanmaları yasak. Sizce de bu büyük bir çelişki değil mi?  

 

Etiket :

Brezilya kıtası

    15 Ekim 2015
  • Büyüt
  • Küçült

Brezilya için ‘kıta’ benzetmesini ilk kez gazeteci arkadaşım Manuel Martinez’den duydum. Martinez, ülkeye yatırım yapan yabancıların ilk yanılgısının Brezilya’yı bölgedeki diğer ülkelerle aynı kategoride değerlendirmek olduğunu söylüyor. Ona göre bu ayrımın altında yatan en büyük etken dil faktörü. Brezilya’nın komşuları İspanyolca konuşuyor ve kendi aralarında anlaşabiliyorlar. Brezilya'da ise Portekizce konuşuluyor ve İspanyolca aynı dil ailesinden olmasına rağmen yabancı dil kategorisinde.

Ancak Brezilya’yı ayrı bir kıta olarak düşünmemizi gerektiren sebep yalnızca dil faktörü değil. Martinez’in tavsiyesi üzerine yaptığım kısa bir araştırma, ülkenin coğrafi büyüklük, nüfus ve ekonomi olarak bölgenin neredeyse yüzde 50’sine tekabül ettiğini gösteriyor. Dolayısıyla kıta içindeki ayrımı bu göstergeler üzerinden anlayabiliyoruz.

Bu farkı göz önünde bulundurursak Martinez’in ‘Brezilya kıtası’ tabiri bana makul geldi. Peki ya siz ne düşünürsünüz? 

ülkeler GDP 2013 milyar USD nüfus 2013 milyon alan km2
brezilya 2.246 200,4 8.516.000
venezüela 438,3 30,41 916.445
peru 202,3 30,38 1.285.000
kolombia 378,4 48,32 1.142.000
arjantin 609,9 41,45 2.780.000
bolivya 30,6 10,67 1.099.000
şili 277,2 17,62 756.096
ekvador 94,47 15,74 283.560
paraguay 29,01 6,802 406.752
surinam 5,299 0,539 163.270
uruguay 55,71 3,407 176.215
guyana 2,788 0,8 214,97
fransız guyanası 3,81 0,25 83,534
TOPLAM 4.373,79 406,79 17.524.636,50
BREZİLYA ORAN 51,35% 49,26% 48,59%

 

Etiket :

1

GÜNCEL

REKLAM

Blog ve Köşe Yazıları

EN ÇOK OKUNANLAR

DOSYA

RÖPORTAJ